Fenerbahçe, Galatasaray'ı yenmiştir. Hem de 10 yılda Saracoğlu'nda yaptığı maçların hepsini kazanarak. Üstelik Fenerbahçe'nin attığı 27 gole karşılık Galatasaray'ın attığı 5 golle. Maç akşamı televizyon kanallarına, sabah da gazetelere baktıktan sonra şaşkınlığım son derece arttı. Fenerbahçe basını maç öncesi görevini bitirmiş, şimdi de maç sonrası görevine başlamıştı. Üstelik hem televizyonlarda hem de gazete sayfalarında. Fenerbahçe'nin aldığı galibiyete lafımız yok. Ancak medyanın Fenerbahçe'yi kurtarma operasyonuna karşıyız.
Maç öncesi Kavgalı, kanlı, yumruklu saatler... 1- Maça gelen Galatasaraylı taraftarlar stadın yanındaki yolun altından geçerken Fenerbahçeli taraftarların taşlı saldırısına uğramıştır. Polis Fenerbahçelilere değil, Galatasaraylıları jop vurarak durdurmuştur. (Görüntüler TV'lerde mevcuttur) Medya suçlu olarak Fenerbahçe'yi kurtarmak için Galatasaray'ı göstermiştir. 2- Maç başlamadan önce Arda takımı, Galatasaraylı taraftarların olduğu yere götürürken Cristian onu gereksiz yere itmiş, Arda yürürken sendelemiştir. Arda'nın dönüşte Baroni'ye bağırması ile ortalık karışmış, futbolcular birbirine girmiştir. Medya olayı çıkartan Baroni'nin itmesine hesap soracağına Arda'yı suçlu göstermek istemiştir. 3- Sahanın karıştığı anda tribünden atılan sert madde sonrasında yardımcı hakem Tarık Ongun başından yaralanmış ve soyunma odasında dikiş atılarak sahaya çıkmıştır. Bu yaralamanın cezası lafta kalmaz. Fenerbahçe basını gerek TV'lerde, gerekse yazılı basında cezai suç olmasın diye "Maçtan önceki bir olay" olarak görüş belirtmiş ve de Arda'nın çıkarttığı olay olarak gösterilmiştir. 4 -Maç öncesinde koridorlarda çıktığı söylenen itiş kakış olaylarından, Fenerbahçe'nin aslan basını hiç bahsetmemiş ve olayın kapanmasına çalışmıştır.
Maç içinde Kasti tekme, ofsayt gol, kırmızı kart. 1- Sinirli bir havada başlayan maçın daha ilk dakikalarında Emre, Baros'u düşürmüş ve onun ayak tarak kemiğinin kırılmasına neden olmuştur. Tribünler Emre'yi alkışlarken, hakem Gezer, Emre'ye sarı kart bile göstermemiştir. 2- 12. dakikada Vederson'un ortaladığı topta Robereto Carlos yaptığı hareketle ofsayta düştü. Top Alex'in dokunuşu ile gol olurken, pozisyon ofsayttı. Hakem Gezer bunu da görmemezlikten geldi. Bu golü Galatasaray atsa, gazetelerde manşet olurdu. Fenerbahçe atınca usulden, kısa olarak sayfalarda gözüktü. 3- Keita başına atılan sert bir cisimle gözünden yaralandı. Fenerbahçe basını bunu, "Atılan sert cisim, o kadar uzağa gidemez, Keita sahtekarlık yapıyor" diye şekillendirdi. Sebep; kapatılma da maç sayısı artırılmasın diye. 4- Biz dürüstçe yazalım, Keita'nın kendisini yaralayan sert cismi orta hakeme vereceğine, saha kenarında kurulan masaya teslim etmesi hatadır. Kendini basketbol maçında sanıp masa hakemine giden Keita'ya, Gezer sarı yerine kırmızı verseydi onu alkışlardım. 5- Ancak aynı Keita'nın, Roberto Carlos'a vurduğu yumruk ne kadar tahrik olursa olsun ayıptır ve gördüğü kart hakkıdır. 6- Fenerbahçe'nin penaltı golü tartışmaya açıktır. Medyadaki hakem eskileri bunu böyle yazmıştır. Hakem Gezer ise penatı düdüğü ile skoru artırmıştır.
Maç sonrası 100 den fazla tutuklu. 1- Maç öncesi ve sonrasında çıkan olaylarda 100'den fazla tutuklanma olmuştur. İnanıyorum ki belli başkanlar geçmişte olduğu gibi tutuklananlardan büyük bölümünü kurtarmıştır. 2- Maç sonunda Fenerbahçe tribünlerinde verdiği ağır hasar da medyada oldukça geniş yer bulmuştur. Bu da Galatasaray'a ceza getirecek bir haldir.
Sonuç: Medya'nın komik 1 maç cezası. 1 - Fenerbahçe basını TV'lerde Fenerbahçe'yi kurtarmak için müthiş şekilde himayeye almış ve üzülerek cezayı, "BİR MAÇ AĞIR CEZA GELECEK" diye yazmıştır. Fenerbahçe medyası yönlendirme yayını ile ayıp etmektedir. Bu olayların cezası en az 3 maçtır. Geçmişte bu olayların yarısını yapan Galatasaray ve Beşiktaş'a hatta Trabzonspor'a 5'er maç kapatma cezası verildiği unutulmamalıdır 2- Hakem Bünyamin Gezer, Baroni, Bilica ve Arda'yı ihraç etmemiş, bu maçı ertelemek zorunda olmasına rağmen korktuğu için bunu da yapamamıştır.