Hababam futbolu Dünya Kupası elemelerinde sahamızda oynadığmıız ikinci karşılaş mada gençler topluluğu Belçika'dan zor kurtulduk. Daha iki ay önce Avrupa dördüncülüğü bir konuma gelen Milli Takım hâlâ ne oynayacağını, hangi taktik ve sistemi uygulayacağını, hangi kadroyla mücadele edeceğini bulamamış. Fatih Terim'e bir sözüm var. Maaşını yükseltmek için Tanjevic'i misal göstererek, hem Milli Takım'ı hem kulüp takımı çalıştırmak isteyerek güya aynı uygulamayı yapacağını iddia ediyor. Ama Tanjevic iki takımı da Türkiye'de çalıştırırken ona İngiltere'den teklif yapılıyor. İngiltere'de takım çalıştıran bir hocanın Türk Milli Takımı'nı yönetmesi mümkün olur mu? Tek amacı maaşını artırmak için şantaj yapıyor. Dün akşamki futboldan sonra herhalde maaşına zam değil, anlaşmasını iptal etmesi gerekir.
Komşuya destek verdi Belçika, Pekin Olimpiyatları'nda mücadele eden gençlerden kurulu. Uyum içinde iyi tek top oynayan ve pas yapan bir ekip. Sert oynamaları onlara avantaj sağlıyor. Nitekim takımımızın en tehlikeli elemanı Tuncay daha maçın başında sakatlanarak sahayı terk etti. Fransız hakem de komşu ülke Belçika'nın bu sertliğine ve ikinci yarıda devamlı yerlerde yatarak profesyonelce zaman çalmalarına göz yumdu. Fatih Terim, Belçika'nın en tehlikeli adamı, Estonya'ya iki gol atan Sonck'un ne denli tehlikeli olduğunu bildiği halde gerekli tedbiri almadığından kolay bir gol yedik ve mağlup duruma düştük. İkinci devrede yapılan değişikliklere rağmen ancak Gökhan Gönül'ün yarattığı bir penaltıdan Emre'nin ayağından beraberliği sağlayarak bir puanı kurtardık. Oysa uzun boylu oyunculardan kurulu Belçika karşısında yerden oynamamız ve kanatları kullanmamız gerekirdi.