Gelin maçın derslerine bakalım. 1- Ciddiye alınmayacak rakip yoktur. 2- Maça konstantre olamamak gibi bir şansınız olamaz. 3- Yedek kulübesinde oturmak hoşunuza gitmiyorsa bu maçlarda iki kat efor sarf etmelisiniz. 4- Tam hücuma çıkarken top kaptırırsanız Semih'ten dolayı Diyarbakır'dan, Gökhan'dan dolayı da Sion'dan gol yersiniz. Çünkü savunmanız bu tür ani dönen toplarda nasıl yerleşeceğini henüz kavrayamamış durumda. 5- İki tane defansif ön libero ile oynama beceriniz yok. Cristian ve Selçuk aynı tip adamlar. Teorik olarak savunmanız güçlü olmalıydı ama 30 dakikada iki gol yediğinize göre bu iki tip adamı aynı anda oynatmamalısınız. Zaten Emre Belözoğlu'nun bu seneki önemi bu maçta daha çok ortaya çıktı. 6- Bir hafta önce "Santosalex" diye yazıp Alex'in yerinde Santos'un oynaması gerektiğini yazmıştım. Dos Santos hem de hücum presiyle gol atıp beni yanıltmadı. 7- Hücumda sürekli araya ve arkaya pas veriyor Fener. Bu çok iyi bir özellik. Penaltı da öyle oldu zaten. 8- Duran toplarda sahada çıplak gözle izlediğimde gördüğüm net. Oyuncular adam paylaşımını eksik yapıyor, bir gol yendi bir de pozisyon verildi. Dikkat! 9- Bu takıma Tuncay süper olurdu. Ama o yanlış bir tercihle Stoke'a gitti. İki tarafa da yazık oldu. 10- Biri Kazım'a disiplin konusunda 'dur' demeli. Penaltı atmak için yaptığı hareketleri ben halı saha maçlarında bile görmedim. 11- F.Bahçe gibi bir takım "Beraberliğe yatmayı" bırakın uygulamayı düşünmemeli bile. 12- Ve bir kısım seyirciye... Zor anda, takım mağlupken yanında olun. Top kaptıran oyuncuyu o anda ıslıklamak çözüm değil, taraftarlık hiç değil. Sonuç, bu F.Bahçe Avrupa'da yine de iş yapar.