Kalli'nin zikzaglı yol haritası Galatasaray bir değişim sürecinde. Her değişim gibi geçiş döneminde iniş-çıkışlar yaşıyor. Geçen hafta yazmıştım, "Feldkamp'ı ayakta alkışlamak için henüz erken. Galatasaray kendi sıkletinde rakiplerle karşılaşmadı daha" diye. Kendi ayarı olmayan Sion bile, Galatasaray'ın boşluklarını çözdü. Kasımpaşa da çözdü ama kapıyı açacak ne anahtarı, ne de anahtarı kullanacak bir adamı vardı. Galatasaray için bundan sonrası daha da zor geçecek. Galatasaray'ın rakibe göre esneklik gösteren bir oyun planı yok. Hatlar arasında hatta hatların kendi içinde tam bir uyum yok. Belli bölgeler için alternatifsizlik söz konusu.
Ve "Takım oyunu" oynar gibi görünen ancak bireysel beceriye ihtiyaç duyan bir sistem Galatasaray'ınki. Buna bir de görmüş geçirmişliğin vazgeçilmez illeti "En iyisini ben bilirim" in etkisindeki Feldkamp'ın tavrını ekleyin. O kadar katı ki hoca, disiplin adı altında futbolcuları sürekli baskı altında tutuyor. Bu da futbolcuların kendilerini başka şekillerde ifade etmelerine yol açıyor. Mesela gol sevincini paylaşacak seyircinin olmadığı ortamda bile Feldkamp akla gelmiyor! Mesela penaltı kazanıldığında Hakan, topun başına birini göndererek güç gösterisi yapmak zorunda hissedebiliyor kendini. Oysa ki her takımın bir penaltıcısı vardır ve saha içinden birinin görev vermesine gerek yoktur. Schalke'nin de penaltıcısı olan Lincoln'un hâlâ neden penaltı noktasının başına gidemediğini sorgulamak gerekir mesela. Sonuç olarak Galatasaray'da taşlar henüz yerine oturmadı. Avantajı, sezonun ilk haftalarında güçlü, oturmuş kadrolarla oynamamalarıydı. Ama vakit geldi. Sion'da yaşananlar uyarıydı. Beşiktaş derbisi ve Sion rövanşı ise sezonun yol haritasının çıkarılacağı dönemeçler olacak. Bu hafta takke düşecek, altındaki görünecek yani. Haydi hayırlısı diyelim...